Türkçü Dergi, Dergimiz Fikrimizdir!
 
OĞUZHAN BAY- MACAR MİLLİYETÇİ TURANCI HAREKETİNE GENEL BİR BAKIŞ Tarih: 06-11-2012
MACAR MİLLİYETÇİ TURANCI HAREKETİNE GENEL BİR BAKIŞ
 
Macar Milliyetçi Turancı ideolojisi; Milliyetçiliklerin yüzyılı olan 19. Yüzyıldan itibaren ortaya çıkmaya başlayan bir siyasi akımdır.
19. Yüzyılın çalkantılı imparatorluklarından olan Habsburglar’ın içindeki en büyük azınlık olan Macarlar; her Milliyetçi akımda olduğu gibi içinden çıkardığı ve “entelijansiya” dediğimiz, okuyan orta sınıf ile kendi milli benliklerini arama yoluna koyulmuşlardır.
19. Yüzyılın başlarına giderek konumuzun tarihsel arka planına göz atalım.
Macarların içinde bulunduğu Habsburg Hanedanı ve diğer emperyal devletler ( tabii Osmanlı İmparatorluğu hariç), Napolyon savaşları sonrası Avrupa’ya iyice yayılan Milliyetçi akımların endişesi içinde Viyana Konferansı’nda ulus kavramını hiçe sayarak sınırları belirlemişlerdir. Lâkin önü alınamayan Milliyetçi akımlar 1848’de ilk patlamalarını göstermiştir. Macaristan’da da bağımsızlık için mücadele başlamıştır. Kossuth Lajos’un önderliğinde başlatılan ihtilalde, Macaristan otonom yapısını ilan etti. Daha sonra bu ayaklanmalar bastırılmaya çalışılsa da Viyana’ya sıçrayan olaylar Habsburglar’ı zora soktu. İlk önce Macaristan’ın özerkliği tanındı ve daha sonra Rus çarı 1. Nikolas’tan yardım istenildi. Rusya Budapeşte’yi işgal etti. Kossuth ise Osmanlı’ya sığındı.
Macarlar’ın öznel olarak neden Milliyetçi ve bizi ilgilendiren kısmıyla neden Turancı ideolojilerin peşinden gittiğinin cevaplarını aramalıyız. Macarlar doğu kökenli bir ulus olarak Avrupa’da hep yabancı muamelesi görmüşler ve hep dışlanmışlardır. Bu nedenin etkisiyle de kimlik arama çalışmalarına girişmişlerdir. Dil ve coğrafya üzerine eğitim alan Macar bilim adamları Macarlar’ın doğulu bir millet olduklarını kuzey batı Asya’nın bozkırlarından geldiklerini keşfetmeye başlarlar.
Macaristan’da doğuya karşı ilgi 19.yüzyılın ilk yarısında başlamıştır. Sándor Kőrösi Csoma, Göttingen’de Doğu dilleri eğitimi aldıktan sonra Asya seyahatlerine çıkmıştır. Csoma’nın açtığı yolda çok sayıda Macar gezgini Doğu ülkelerine giderler. Bunların içerisinde en önemli isimlerden biri Ármin Hermann Vámbéry olmuştur. 1860’ların ilk yarısında Orta Asya’ya gerçekleştirdiği seyahat onu Avrupa çapında büyük bir şöhrete ulaştırmıştır. Vámbéry’nin çabalarıyla 1870’de Budapeşte Üniversitesinde Türkoloji kürsüsü oluşturulmuştur. Kürsünün ilk başkanı da Vámbéry olmuştur. -1-
Ayrıca Vámbéry ilgi duyduğu Türkçe’yi öğrenmek için 25 yaşında İstanbul’a gelir. Vámbéry’nin Asya’daki Türk unsurlarına yönelik çalışmaları Türk aydınları arasındaki Türkçülük fikirlerine katkı  sağlar. -2-
Macarlar dinen bağlı kaldıkları Avrupa’nın ortasında yalnızlardır. Doğudan geldiklerini ve şanlı bir tarihleri olduklarını öğrenirler. Atilla , Arpad gibi büyük başbuğlarının farkına varırlar. Dil-Tarih-Coğrafya araştırmalarında Asya’daki akraba topluluklarını keşfederler. Avrupa’da ise yalnızdırlar. Bir taraftan Pan Slavist hareketlerin baskısı diğer yandan Pan Cermenist işgalin eşiğindelerdir. İşte burada ,19. Yüzyılın sonlarında, ateşli Milliyetçi Macarlar büyük ulus olabilmek için bir yol buldular; Turan.
Turan kavramını ilk kullanan Macar araştırmacılardan Miksa Müller; Latin , Germen ,İbrani ve Arap olmayan, iktisadi hayat ve dil kültür açısından ortaklıklar taşıyan Asya halklarına Turan halkları olarak ortak ad verir. Görüldüğü üzere Macar Turancılığının, Türk Turancılığından farkı, içine aldığı millet yelpazesinin daha geniş olmasıdır. Bu yelpaze, Çin Tibet Siyam gibi toplulukları dahi içine alıyordu. Gerçi günümüzde bu yelpaze giderek daralmıştır. Günümüzde Çin Tibet gibi uluslar asla zikredilmemekte ve hatta Vona Gabor’un “Turanism instead of Euro-Atlantic alliance” adlı makalesinde Fin kökenlilik tezi dahi dışlanmaktadır. Macar Turancılığı bugün, bizim Turancılığımıza ek olarak Japon ve Bulgar gibi ulusları içine katmakta.
Bu gibi düşünceler ışığında en nihayetinde 1910’da Turan Cemiyeti ( Turani Tarsasag ) kurulur ve 1913’te Turan Dergisi basılır.
Macaristan’da o dönemlerde akademik çevreler başta olmak üzere Turancı hareketler had safhaya ulaşır. Kont Pal Teleki, Arpad Zempleni gibi ünlü kişiler önderliğinde İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına kadar etkin bir şekilde devam eder. İlginç bir kaderin ve kardeş bir talihin göstergesi olsa gerek, Macaristan’da ve Türkiye’de Turancılığın tasviyesi 1944 yılına denk gelir.
Turan Cemiyet’i Türkiye ile ilişkilerini Osmanlı döneminde diplomasi ve eğitim konularında ilerletme yönünde adımlar atmıştı.
Kurtuluş Savaşı’nda da Turan Cemiyeti tüm Avrupa’nın aksine bizim yanımızdaydı. Rum ve Ermeni tezlerine Avrupa’da tek karşıt ses yine Macarlar’dan gelir.-3-
Cumhuriyet döneminde de Atatürk bir çok Macar tarihçiyi kabul etmiş Türk Tarih Kongrelerine çağırmıştır. Nihayetinde Türkiye’de Hungaroloji bölümü açılmıştır. Melek Çolak’ın “Atatürk’ün Macar Bahçıvanı Janos Mathe’nin Anılarında Ankara” konulu araştırmasında geçen Atatürk’ün şu sözü ise manidardır ;
‘Eğer bu iki halk tarih boyunca yan yana gelip akrabalıklarının farkına varsaydı, Doğu Avrupa tarihi çok farklı olurdu. Yüzyıllarca dini nedenlerle başlayan ve her iki tarafa da zarar veren savaşların yerini dostluk almalıydı’.
Ayrıca Atatürk’ün vefatında çıkan Macar gazetelerinde Atatürk’ü kahramanlaştıran yazılar ünlüdür.
Macaristan’ın siyasi dönemeçlerine gelirsek, Macarlar 1. Dünya Savaşı’nda bizimle beraber mağlup devletler arasındaydı. 4 Haziran 1920 tarihinde Triannon Antlaşması imzalandı. Ülke topraklarının üçte biri kaybedildi. Nüfusun üçte ikisi yani 10 milyon Macar ülke dışında kaldı. Orman havzasının yüzde 84’ü ekilebilir arazisinin yüzde 43’ü demir madenlerinin ise yüzde 83’ü kaybedildi-4-
İşte bu antlaşmadan sonra “Batının Trianon satışı” yüzünden “Nankör Batı” yönlü hayal kırıklığı ve pesimist “yalnızız” hissi toplumun farklı tabakalarını Turancılığa doğru itti. Turancı sağcı partiler yükselişe geçti. Diğer yandan Macaristan 1930larda tamamen Hitler’in etkisine girmiş, sanayii ve ticaretini Alman himayesine vermiştir. Buna karşılık Hitler Macar Milliyetçilerine Trianon öncesi sınırları vaat etmiştir. Bu sırada Macaristan’da başa Turancılar geçer. Hatta bir ayrıntı olarak verirsek, ürettikleri tankın ismini Turan olarak belirlediler. 1939’da ,daha önce Turan Cemiyet’inin kurucularından diye zikrettiğimiz, Kont Pal Teleki, Macaristan başbakanı olacaktır.
 
Başta her şey güzel gitmektedir. Henüz II. Dünya Savaşı başlamadan Macaristan’ın Trianonla kaybettiği topraklardan bir kısmını Almanların yardımıyla ve savaşsız geri alması, 1940’da Erdel’in bir parçasını Romanya’dan geri almayı başarması, Macar Turancılarını büyük ümitlere sevk etmiştir. Macar Turancılarını ümitlendiren bir başka gelişme de Turanlılığın güçlü devleti Japonya’nın, bu kez I. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi karşı tarafta değil, Macaristan’ın olduğu tarafta savaşa girmiş olmasıdır.-5-
Lâkin umutlar 1944 ‘ün sonlarında Sovyetler’in Budapeşte’yi işgaliyle adeta sönmüştür.
Sovyet döneminde ise Macar ulus bilinci sönmemiş, 1956 yılıda ulusal bir ihtilâl patlak vermiştir. Polonya’da çıkan olaylardan cesaret alan Macar Milliyetçi gençleri üniversitelerde örgütlenerek Petöfi Meydanı’na yürüdüler. İstekleri Stalinist yönetici Rakosi yerine reformist İmre Nagy’nin başa getirilmesi ve Sovyet tanklarının Macaristan’dan çıkartılmasıydı. Kızılların AVO adlı gizli polis örgütünden ve yönetimden bıkan halkla beraber 60.000 kişiyle Macarlar Bem Meydanı’nda özgürlük için yürüdüler. Stalin’in devasa heykeli yıkıldı. Gösterilerin artmasından ve çıkan sokak çatışmalarından endişelenen Sovyetler; İmre Nagy’i başa getirir ve Sovyet tankları Budapeşte’den ayrılır. Aslında bunların hepsi Milliyetçi Macarları imha girişiminin bir parçasıydı. İmre Nagy Kruşçev ile anlaşmış, Sovyet tankları altında Budapeşte kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Ulu Türkçü Nihal Atsız’ın da dediği gibi;
“Bataklık Milleti Moskof sürülerine!
 
Gösterdi Macarlar Turanlılık şanını!
 
Binlerce öldüler… Ölmek yenilmek değil,
 
Yüceltmektir Şanını!”
 
21. yüzyıla kadar ise Macar Turancı Milliyetçi Hareketi durmuştur.
 
2. JOBBIK
 
Bu bölümde Soğuk Savaş sonrası uyanan Milliyetçilikler’den biri olan Macar Milliyetçiliği’nin savunucusu “JOBBIK”in yükselişine göz atacağız.
Soğuk Savaş sonrası ‘Milletlerin uyanışı’ ağır ağır gerçekleşmeye başladı. Bağımsızlığa kavuşan devletlerde çıkan bu akım, yanı sıra 2000li yıllarda Avrupa’da yükselen aşırı sağ ile bugün adım adım ilerliyor.
Milliyetçilik her millette toplum yapısına göre ayrı fraksiyonlarda vücut bulmuştur. Misal; Yugo-Slavlar arasında etnik ayrımdan ziyâde mezhep-din temelli bir toplum ayrışması vardır. Sırpların yaptığına milliyetçilik dersek tam anlamıyla doğru olamaz. Sonuçta Hırvat Boşnak ve Sırp toplumu aynı  kök ve dilden gelmiştir ve kilise ayrımı ,din değiştirme gibi nedenlerle toplum yaşantıları birbirinden ayrılmıştır. Bunun yanında bugün Almanya Norveç Hollanda gibi ülkelerdeki İslâmifobia dediğimiz yabancı düşmanlığı da sınırları çizilmiş bir Milliyetçilik fikriyâtı değildir. Bunların yanında temelleri sağlam Macar Turancı Milliyetçi hareketi vardır ki, aşırı sağın yükselişi akımından da yararlanarak ülkesinin en büyük 3. partisi olan Jobbik ile emin adımlarla yürüyüşüne devam etmektedir.
Jobbik Partisi 2002’de kurulur. Jobbik başta diğer aşırı sağ partiler gibi Avrupa gazetelerinde Neo Nazi yaftasına maruz kalır. Bir kere, Macar halkı için Cermen ırkı Habsburg zulmünün kanını taşır. Bu yafta Jobbik tarafından şiddetli bir şekilde reddedilir. -6-
İlk girdiği seçimlerde yüzde 2 gibi küçük bir oran almasına rağmen, küresel krizinde etkisiyle büyük bir patlama yaparak oyların yüzde 17’siyle 3. büyük parti oldu.
Jobbik hareketinin temelini oluşturan ayrıca uzak hedefi olan fikir akımı;Turancılıktır. Hareketin başındaki isim Gabor Vona şöyle diyor:
“Biz Macarlar Doğu halkının en batısıyız. Fin-Ugor kökeni hakkında yalanları bir kenara bırakıp, sadece Atilla torunları olduğumuzu söylersek, aniden yüz milyonlarca ırkdaşımız ittifak için ortak bir zemin oluşturacak şekilde hazır bulunacaktır. Aslında diyebiliriz ki, Atilla soyundan olduğunu ifade eden bugün dünyada yaşayan iki yüz milyon insan vardır.(..) Biz; Avrupa-Atlantik ittifakı yerine Turancılık ilkelerine dayanan ve geliştirilen bir ittifakı, ulusumuzun ihtiyaç ve çıkarlarına hizmetinde daha etkili olacağını gerçekleştirmek için geldik.
Jobbik partisi başkanı olarak, şu anda önce Macaristan’a ve tüm dünyaya ilan ederek ilk adımı atıyorum: Ben Macar, Atilla torunu! Ne olursa olsun, ben hazırım !” -7-
Avrupa’da aşırı sağ partiler içerisinde Türk dostu olan tek parti Jobbik’tir. Gabor Vona, Türkiye ile yakınlaşmalıyız dediğinde Avrupa'da Türk karşıtı politikalar yürüten sağ partilerin tepkisini aldı. Vona'nın cevabı ise netti :
"Türklerle Macarların kökeni birdir. Hunlar'dır. Biz Türkler'e  karşı çıkarsak kendi kökenimize karşı çıkmış oluyoruz. Türkler bizim kardeşimiz."
Bugün müttefik diye gösterilen döneklerin göstermediği ölçüde destek vermektedir. Türkiye basınında kasten dillendirilmeyen bir dizi olaydan bahsetmek gerekirse şunları sıralayabiliriz. İlk olarak Mavi Marmara olaylarında Türkiye’ye sonuna kadar desteği Jobbik vermişti. Ayrıca anti-semitik bir yapıda olan Jobbik kendi açılarından yahudileri Budapeşte bankalarını ve gayri menkullerini ele geçirmiş Macar halkını sömürenler olarak gördüyordu ve Simon Peres’in Macaristan’ı satın aldık sözlerini unutmamış, soydaşlarının yanında durmuştu. Avrupa Parlamentosu’nda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne uygulanan izalasyonun kaldırılmasını istediler. Tüm Avupa’dan tek karşıt ses olarak ,Macar Turancı hareketi Kurtuluş Savaş’ımızda olduğu gibi, rumlara karşı bizi destekledi. Sadece Türkiye’ye değil Azerbaycan gibi diğer Türk ülkeleri için de uğraş verdiler. Türkiye’nin dahi göstermediği bir incelikle, Ermenilerin Karabağ’da yaptıkları soykırımın tanıması için Macar meclisine teklifte bulundular. Güney Azerbaycan için İran’a bizzat Gabor Vona mektup yazdı.
Bu gibi olayların partinin en önemli konularından biri olmasını sağlayan parti başkanı Gabor Vona’dır. Vona küçüklüğünden beri, tüm Turan dünyasının katıldığı Macar Turancıların geleneksel olarak düzenlediği “Kurultaj”lara katılmaktadır. O yaşlardan itibaren Turanlılık şuurunu kazanmıştır. Bilgi vermek gerekirse, Kurultaylarda eski İskit-Hun dönemleri bozkır savaşçılarının yaşamları yansıtılmaktadır. Tüm Turan ülkeleri çağırılarak her birinin kültüründen izler sunulur. Çadır hayatı, savaş aletleri, giysiler adeta bizler için Ötüken havasını vermektedir. Dünyaca ünlü Hun-Türk okunu en iyi yaşatan ustalar Macarlar’dan çıkmaktadır.
Jobbik uzak ülkü olarak kendine Turan’ı seçerken bugünün siyaseti için de birçok hedefi olan bir partidir. Avrupa Birliği’nin ülkelerini yarardan çok zarara uğrattığını söyleyerek diğer aşırı sağ partiler gibi Avrupa Birliğinden çıkmak istemektelerdir. Nato için de aynı fikirdelerdir. İçlerinde bizim durumumuza benzer bir etnik sorunları vardır. Roman dediğimiz çingeneler Macaristan’da rahatsızlık yaratmakta. Onlara sağlanan pozitif ayrımcılıkla geçimlerini sağlanılırken Macar gençlerinin işsiz kalmasına karşı durmaktalar. Romanlara karşı asli Macar unsurunu korumak için oluşturdukları Garda isimli bir teşkilatları vardır. Gardalar askeri nizamda tek tip kıyafetleriyle gayet sistemli bir şekilde yapılanıyorlar. Atilla’nın torunlarından olan Arpad’ın, hanedan bayrağını sembol edinmişlerdir.
Macar Milliyetçilerinin kanayan en büyük yarası elbette Triannon antlaşmasıyla kaybettikleri topraklardır. Bugün Jobbik’in de parti sembollerinden biri de Triannon öncesi sınırlardır. Nüfusunun üçte  ikisini kaybettiği bu anlaşmayı yırtmak onların bir nevi Misâk-ı Milli’sidir.
Bugün Jobbik yüzde 20lerde görünen bir parti olarak Avrupa’nın ortasında hiç de yabancı olmayan bir kardeş partidir. Türkiye’deki Türkçülerin de yakınen tâkip ettiği bu parti yaptıklarıyla gerçekten bizlere örnek olmalıdır. Ülkeleri içindeki liberal sol, muhafazakar demokrat olguyu kırarak halkın aradığı Milliyetçi, ulusal çıkarları gözeten bir parti olmayı başarmıştır.
SONUÇ:
Turancılığın tarihi gelişimine Macarların katkısı hiç de göz ardı edilemeyecek kadar fazladır. Atilla‘nın torunları, aralarındaki iletişimi güçlendirirse Turancılık vites arttıracaktır. Yazımı Hüseynzade Ali’nin Macaristan’daki Turan dergisinde yayınlanmış bir şiiriyle bitirmek istiyorum:
“Sizlersiniz ey kavm-i Macar bizlere ihvân
 
Ecdâdımızın müştereken menşei Turan
 
Bir dindeyiz, hepimiz hakperestân
 
Mümkün mü ki ayırsın bizi İncil ile Kur’an”
 
Hajra Turan !
 
Yaşasın Turan!
 
--------------------------------------------------
 
KAYNAKÇA:
 
 
 
-1- TURANCI HAREKETLER: MACARİSTAN VE TÜRKİYE ,Nizam ÖNEN
 
-2- Macar Turancıları, Tarık DEMİRKAN
 
-3- Turan, 1922, Sayı 3,4.
 
-4-“Treaty of Trianon” Encyclpaedia Britanicca”
 
-5- TURANCI HAREKETLER: MACARİSTAN VE TÜRKİYE ,Nizam ÖNEN
 
-6- Frequently Refuted Lies , jobbik.com
 
-7- Turanism instead of Euro-Atlantic Alliance, Gabor Vona
 
 
 
Oğuzhan Bay
 
E-posta : iletisim@turkcudergi.com
Facebook : www.facebook.com/Turkcudergi
Twitter : twitter.com/TurkcuDergi
İletişim : Tahılpazarı Mah. İsmetpaşa Cad. 2.Kantarcılar İşhanı No:52 D.26 Muratpaşa / Antalya
Türkçü dergi e-posta ağına kayıt olun !