Türkçü Dergi, Dergimiz Fikrimizdir!
 
SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ VE TAKLİTÇİLİK- VOLGA AYHAN Tarih: 19-01-2013
Türkçü Dergi internet sitesinde genç kardeşlerimizin yazısına da yer verme kararı aldık.
Bu karar doğrultusunda Antalya'dan genç bir Türkçü  arkadaşımızın, Volga Ayhan'ın yazısını yayınlayarak genç Türkçüler'e bir davet yapıyoruz. Türkçülüğün genç kalemlerine fırsat buldukça yer vereceğiz.
 
 
 SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ VE TAKLİTÇİLİK

 
   Servet-i Fünûn ve Tanzimat sanatçıları Osmanlı'dan kalan milliyetsizliğin simgeleridir. Batı'yı kopyalamayı kültürlülük ve halkı eğitmek sanırlar. Oysa taklitçi bir millet asla taklit ettiği bir milletin aynısı olamaz. Zaten uygarlığın sadece son dönemdeki ve sadece teknolojideki lideridir Batı. Bunları kısaca değinirsek hakikat Amerikalı bir yazarın eski Yunan felsefesini Mısırlılar'dan çaldığı, 18. yüzyıla kadar batının büyük bir pislik içinde gezdiğidir. Osmanlı'nın kadının toplumdaki yerinden çıkarmasını sağlayan ana neden Arap’tan öte Bizans kurumlarına yönelmesidir. 13. yüzyılda Batı’nın kendi halkına yaptığı katliamlar sizce medeniyetin göstergesi midir?

   Bir milletin gelişmişliğini ve medeniyetini son iki yüz yılda sadece teknoloji alanında yaptıkları yenilikler göstermez. Medeni ve kültürlü olmak demek tarihi süreçte her zaman onurlu olmak, adil olmak, mütevazı olmak ve her çağda gelişmiş olmak demektir. Batı mütevazı değildir. Çünkü Roma kralları halkı soyup soğana çevirerek kendi üstünlüğünü kanıtlamak için büyük güç gösterileri ve şölenler yaptırmıştır. Batı adil değildir. Çünkü emperyal ülkelerin diğer ülkelerde demokrasiyi savunurken ve demokrasi diye diye isyanlar çıkarttırırken kendi ülke kurallarının dışında söz söyleyen birini bir görünce hemen onu aforoz ederler. Batı onurlu değildir. Iraktaki Amerikan askerlerinin Iraklılara tecavüze varabilecek kadar istedikleri namussuzluğu ve ahlaksızlığı yapmalarına izin vermişlerdir.
 
    Serveti Fünûn döneminde Fransızlara özenilerek ‘’ki’’li cümle yapısı alınmıştır. Acaba milattan önce sekiz binlerde yazıyı bulmuş bir milletin milattan sonra beş yüzde iktisadi hayatına başlamış bir milletten cümle yapısını alarak bir rezalete damga atması olabilir bir şey midir?   Gelişmek için bunları zorunlu buluyorsanız size şunu söyleyebilirim: Haluk Tarcan’ın kitabında anlatıldığı gibi futbolu, ciriti, tiyatroyu, yazı türlerini milattan önce iki bin beş yüz de bulmuş atalarımızın yaptığı şekilde bunları yapıp ve bunların üzerinden geliştirmek bizi daha üstün daha onurlu yapacaktır. Amerika Hiroşima’ya bomba attıktan sonra çok kötü durumdaki Japonya,  bugünün en gelişmiş teknolojisini her yaptığı girişimi ve yaşamını geleneksel ve milli süreçlerde gerçekleştirdiklerine borçlu olduklarını söylemiştir.

   Gelenekselle milli aynı temelde olmasına rağmen farklıdır. Geleneksel olmak her ürettiği ürünün üzerinde geleneksel simgelerin kullanılması evlilik usûllerinin değiştirilmesi ve atalarımızın yapmış oldukları ürün biçimlerinin benzer ama daha teknolojik olarak yapılmasıdır. Zaten modern bilimin temelini oluşturan bilim adamlarımız; bilinmeyen, resmi tarihe geçmeyen Ön Türkler de vardır.

   Milli olmak ise ülkenin kendi kaynaklarını kullanması, kendi üretimini yapmasıdır.

 
Volga Ayhan
 
E-posta : iletisim@turkcudergi.com
Facebook : www.facebook.com/Turkcudergi
Twitter : twitter.com/TurkcuDergi
İletişim : Tahılpazarı Mah. İsmetpaşa Cad. 2.Kantarcılar İşhanı No:52 D.26 Muratpaşa / Antalya
Türkçü dergi e-posta ağına kayıt olun !