Türkçü Dergi, Dergimiz Fikrimizdir!
 
İHANETLER TARİHİNDEN BİR KESİT- KAĞAN BAHADIR Tarih: 19-01-2013

İhanetler Tarihinden Bir Kesit

 
 
            Türkiye'nin en mühim sorunu, etnik farklılıklara karşı Türk milletinin net bir fikir içerisinde olamayışı sorunudur. Bu sorun sadece harp zamanında yahut harp evvelinde akla gelirken, sulh döneminde unutulan ve yok sayılan bir sorun olması açısından da önemlidir.
            Daha evvel Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ermenilerin bu verimli ülkede hiçbir hakkı yoktur" ve Kâzım Karabekir'in "Bendeniz ırk meselesini fevkalade mühim görüyorum" diye başlayan sözlerinden hareketle makaleler yazmış biri olarak bendeniz, bu meselenin kafamızda hallolması için tarihten misaller vermeyi görev addettim. Bu misallerin birtakım kişiler tarafından "yanlı" sayılabilecek kaynaklar yerine birinci ağızdan sözlerin, anıların yahut raporların içerisinden olmasına da önem veriyorum.
 
            Kars, Ardahan ve Batum'un Osmanlı İmparatorluğu'ndan kopuşu çarlık dönemine rastlar. Bu şehirler Rus Çarlığı'nın toprağı sayılmaya II. Abdülhamid döneminden itibaren başlamışlardır. Sovyet İhtilâli, ardından kurulan ufak sosyalist cumhuriyetler döneminde Kars İslâm Şûrası ve ardından kurulan ve ömrü bir yıl süren Güneybatı Kafkas Cumhuriyeti; kısa tarihi içerisinde birçok katliamı, işkenceyi ve sürgünü barındırıyor. Ermenilerin, gerek Gürcülerle gerekse Kürtlerle birleşerek Türk köylerine yaptığı baskınların muhteviyatını, duygusallığı bir kenara bırakmadan yazabilmek mümkün değil... Tecavüz edilen ve göğüsleri, cinsel organı kesilen kadınlar, doksan beş yaşındaki Türklerin yaşına bakılmaksızın şişlenerek öldürülmesi...
 
            Talât Paşa anılarında Ermeni mezalimini şöyle anlatıyor:
            "Canlarını kurtarmayı başaran bazı kimselerin verdikleri ifadeden, Van'ın işgali sırasında kaçamamış Müslüman halkın öldürüldükleri, kadınların namusuyla oynandığı ve birçok evli kadınlarla kızların evlerde toplattırılarak, bu evlere genelev gözüyle bakıldığı anlaşılıyor. Van'dan kaçan binlerce kadın, erkek ve çocuktan oluşan, silahları bulunmayan halk üzerine Ermeniler tarafından makineli tüfek ateşi açılmıştır." (1)
 
            Rus Yarbay Tverdo Klebov'un anılarında yer alan ve okuyunca tüyleri ürperten olaylara da bu vesile ile değinmek istiyorum. İşte Klebov'un şahit olduğu olaylar:
            "Silahsız ve her türlü savunma aracından yoksun sekiz yüz Türk öldürülmüştür. Ermeniler büyük kuyular kazmış ve oraya götürdükleri zavallı Türkleri hayvanlar gibi boğduktan sonra üst üste içine atmışlardır. Bu idam işlerini yönetmekte olan bir Ermeni bedbaht, kurbanlarını sayarak:
            "Yalnız yetmişe mi vardık? Demek ki daha on kişi için yer var. Haydi bakalım!" diye bağırmıştır.
            Bundan sonra boşluğu doldurmak üzere on zavallı daha öldürülmüş ve üstü toprakla örtülmüştür. Müteahhit, eğlenmek amacıyla seksen zavallıyı bir eve kapamış ve evden çıkanları birer birer kafalarına vurarak öldürmüştür."
            "Bizzat Odişelice, Ilıca köyünden kaçamamış olan bütün Türklerin öldürüldüklerini ve başları kör satırlarla koparılmış sayısız çocuk cesedi gördüğünü bana söyledi."
            "Caminin 10-15 saşen uzunluğundaki avlusu, aşağı yukarı bir buçuk metre yüksekliğinde cesetle örtülüydü. Bunlar arasında her yaşta kadın, erkek, çocuk ve yaşlı bulunuyordu. Kadın bedenlerinde ırza geçme belirtileri görünüyordu; kadın ve genç kızların cinsel organlarına fişekler sokulmuştu. Yarbay Griasnov, Ermeni kıtalarında telefoncu olarak çalışan birkaç Ermeni kızını, caminin avlusuna çağırarak, vatandaşlarının yaptığı vahşeti göstermiş ve kapalı bir azarlama niteliğinde, bununla övünebileceklerini söylemiştir. Ancak bu görünüm karşısında dehşet içinde kalacaklarına sevinçten güldüklerini görünce, nefretler karışık bir şaşkınlığa düşmüştür." (2)
 
 
            Ermenilerin bu işkenceleri ve köy baskınlarını Gürcüleri ve Kürtleri yanına çekerek yaptığını söylemiştim. Bu emellerinde aynı dinden olması hasebiyle yanlarına daha rahat girebilecek olan Kürtlerin daha fazla kullanıldığını biliyoruz. Bu konuda tereddüt yaşayanlar için iki belgeyle iddiamı desteklemek isterim.
           
            Kars Sancağı Murahhas Temsilcisi İsmail Nazaraliyev'in Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti'ne Raporu'nun satır aralarında bu konu ile ilgili ipuçlarına rastlıyoruz. Raporda şu cümleler geçiyor:
 
            " Kars havalisinde Ermeni başarılarının belli başlı nedenleri şöyle sıralanabilir: Türklerle Kürtler arasında işbirliğinin bulunmaması ve Kürtlerin Türklere karşı açık düşmanlığı; Kürtlerin Ermeniler tarafına geçmesi ve Kürtlerin akınına uğrayan Göle'nin bu şekilde işgal edilmesi (Kürt şefleri Ermeniler tarafından satın alınmıştı, Ermeniler ihtiyaç duyduklarında insan satın almada paraya acımıyorlardı)... " (3)
 
            Gürcü hükümeti ile Azerbaycan hükümeti arasında geçen bir yazışmada da bu durumdan şu cümleler ile bahsediliyor:
 
            "Edindiğim bilgilere göre, Kürtlerin Ermeniler tarafına geçmesinden ve Şöregel'in Ermenistan iktidarını tanımasından sonra Sürmeli Müslümanların durumu kritik duruma gelmiş." (4)
 
            Bu satırları okuyunca aklıma nedense Damat Ferit'in İtilâf Devletleri'nden gelen heyete ihanet edebileceğini ispat edercesine Mısırlı oluşunu vurgulayışı geliyor.
 
            Ne dersiniz? Artık tarihimizdeki etnik ihanetleri konuşmanın vakti gelmedi mi?
 
(1)       (2) Talât Paşa'nın Anıları - İş Bankası Yayınları
(3) (4) Kızıl Kitap - Kaynak Yayınları
 
Kağan Bahadır
 
E-posta : iletisim@turkcudergi.com
Facebook : www.facebook.com/Turkcudergi
Twitter : twitter.com/TurkcuDergi
İletişim : Tahılpazarı Mah. İsmetpaşa Cad. 2.Kantarcılar İşhanı No:52 D.26 Muratpaşa / Antalya
Türkçü dergi e-posta ağına kayıt olun !