Türkçü Dergi, Dergimiz Fikrimizdir!
 
AFYONLANMIŞ BEYİNLER- KURTKAYAOĞLU KÜRŞAD Tarih: 17-07-2013
AFYONLANMIŞ BEYİNLER
 
 
            Afyonlanmış beyinler muhakeme kabiliyetinden uzaklaşır, sağlıklı düşünememeye başlar. En yakınlarına dahi düşman kesilir. Onu yöneten artık efendisidir. Afyonlanmış beyin, kendisini uyuşturan maddenin ve kendisine o maddeyi temin edenin kölesi konumuna girmiştir.

            Afyonlaşmış beyinlerin yol açtığı faciaları tarihte birçok örnekle görebiliriz. Bugün Türk adı geçtiğinde yüzünü buruşturan Türkiyeliler(!) bu afyonlanmış yaratıklara bir örnektir.

            Afyonlanmış kitlelerin tarihteki ilk örneğini Hasan Sabbah’ın Haşhaşiler örgütünde görebiliyoruz. Hasan Sabbah, müritlerini cennet vaadiyle kandırır, onları afyonladıktan sonra güzel bir ırmağın etrafında güzel kızların olduğu yere bırakır, burasının cennet olduğunu ve kendisine itaat edenlerin cennete kavuşacağını söyler. Afyonlu beyinler Hasan Sabbah’ın bu vaadine inanır ve cenneti elde etmek için her emrini yerine getirir. Hasan Sabbah bu sayede korkusuz fedailer yetiştirmiş, intihar eylemcisi kavramını var etmiştir.

            Bilinç kaybı en korkunç afyondur. Bilinç kaybına uğrayan, mazisini unutan kişi her türlü fenalığı yapabilecek bir konumdadır. Türkiye’de Türk’e düşmanlık gösteren akımlara pek çok kimsenin yönelmesi milli şuur eksikliğinin bir sonucudur. Literatüre “mankurtlaşma” olarak geçen kavram Türkiye’de kendini göstermektedir. Sosyalizm, Liberalizm, İslamcılık gibi dışarıdan gelme akımlara ilgi gösterilmesi ve Kürtçülük, Ermenicilik gibi şeref yoksunu akımlara müsamaha gösterilmesi ülkemizdeki mankurtlaşmayı gözler önüne serer. Mankurtlaşmaya karşı yapmamız gereken dışarıdan gelmemiş tek düşünce olan Türkçülüğe sarılmak ve insanlarımıza Türkçülüğü benimsetmektir. Gökbilge Atsız’ın dediği gibi: “Tehlikeler nereden gelirse gelsin, ne kadar büyük olursa olsun, tek çare ve tek ilacı Türk ülküsüdür.” Türkçülük her türlü zehre ve afyona karşı biricik panzehirimizdir. Türkçü Dergi’nin 1. Sayısında yayınlanan “Aranılan Panzehir Bulundu: Türk Milliyetçiliği” yazısından şu cümleye de burada yer vermek isterim: “Mankurtlaşmanın, teslimiyetin, umutsuzluktan kurtulmanın tek ilacı Türk Milliyetçiliğidir.”

            Konuya afyondan girdik. Milletler, milli ülkülerine sıkı sıkıya sarılmadığı zamanlarda bazı afyonlarla uyutulur ve böylece yıkımı kolay hale getirilir. Ülkemizde en yaygın afyon ise “kardeşlik afyonu”dur. Bu kardeşlik afyonu Türklerde bir “Stockholm Sendromu”na yol açmıştır. Stockholm Sendromu, baskı görenin baskı uygulayana sempati beslemesi anlamına gelir. Bir örneği de tecavüzcüsüne aşık olma olayıdır.
            Türkiye’de Türkler türlü alanlarda kürt terörüne maruz kalırken(dağda askerlerimizin şehit edilmesi, şehirde kamu binalarımıza ve vatandaşlarımıza zarar verilmesi, sivil Türk halkının öldürülmesi, iş kollarının ele geçirilerek kürt tekelleşmesiyle Türklerin ekmeğinden edilmesi, kapkaç terörü, tinercilik vakası, kürt mafyaları vd.) bir yandan da “Türk ve Kürt kardeştir” deme ihtiyacı duyar. Halbuki karşı grupta, yani Kürtlerde böyle bir kardeşlik iddiası yoktur. Bu ilişkiden zarar gören Türkler olmasına rağmen kardeşlik iddiasında ısrar etmektedir. Bunun nedeni yıllardır politikacılarımızın sahte kardeşlik söylemlerini halka yaymasıdır.
            Kardeşlik afyonu milletimizde mankurtlaşmaya yol açmıştır. Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” anlatısında yer verdiği mankurtun öz annesini tanımayıp, düşman belleyip öldürmesi gibi bugün Türkiye’de Türklük değerlerine bizzat Türk denilen kişiler tarafından saldırılmaktadır.

            Bunun son örneğini Lice’deki olaylarda gördük.

            Gezi Parkı olayları boyunca Türk bayraklarından ve Atatürk posterlerinden rahatsızlığını ifade eden Kürtçüler (PKK/ BDP) bu süreci AKP ile girdikleri ihanet planını baltalayıcı gördüğü için engellemeye çalışmıştır. Zaman zaman eylemlerde boy gösterseler de bunlar provokatif amaçlı olmuş ve en sonunda Türk bayraklı kitle büyük bir darbeyle Taksim’den çıkarılırken Kürtçüler baskından birkaç saat önce bulundukları yeri terk ederek işbirlikçi karakterlerini belli etmişlerdir.

            Tabii ilerleyen haftalarda Diyarbakır’ın Lice ilçesinde büyük bir uyuşturucu madde dikim alanının olduğu tespit edilmiş ve orayı kontrol için askeri karakol inşa edilmek istenmiştir. Böylece kürt terör örgütü PKK’nın en büyük gelir kaynağı olan uyuşturucu zehri engellenerek PKK’ya finans açısından büyük bir darbe vurulacaktır. Tabii bu da ülkemizde Kürtçülüğün felaketi olacağı için PKK ve BDP kışkırtmasıyla bir sürü kürt karakolun inşasına engel olmaya gönderilmiş ve Kürtler askerlerimize saldırmıştır.

            Kuyruğu sıkışan Kürtçüler bu sefer Lice’deki uyuşturucu müdafaasını batı illerimizdeki direnişle birleştirmeye ve oradan manevi destek almaya çalışmıştır.

            Tabii bazı sazanlarımız direnişin neden daha önce hiçbir doğu ilinde olmadığını sorgulamamış, barış adına pkk’nın silah parası için yaptığı çatışmalara manevi destek vermiştir.

            Komünistler gibi akıl ve şeref fukaralarının Kürtçülere destek vermesi aslında bizi pek de ilgilendirmemektedir. Ancak Atatürk ve Türk bayrağını zaman zaman sahiplenen ve nadir de olsa milliyetçi çıkışlara sahip olan “ulusalcılar” diye adlanan kitleye mensup bazı kişilerin Lice’de terör destekçiliği yapması bizi üzmüştür.

            Ulusalcılar ve ulusalcıların çoğunluğunun temsilcisi olan CHP’nin günah defteri Lice ile sınırlı değildir. CHP geçen sene PKK’nın bir diğer ana gelir kaynağı olan kaçakçılığa büyük darbe vurulan Uludere operasyonuna tepki göstermiş, oradaki kaçakçıları ve Kürtçülerin rahatça sınır ihlali yapmasını savunmuştur. Hemen hemen her grup toplantısında veya çeşitli nedenlerle yaptıkları basın açıklamalarında “Uludere” adını geçirmeleri de başka bir zavallılıktır. Kılıçdaroğlu CHP’si AKP ve BDP’nin ihanet planında maalesef can simidi olmuştur.

            Kılıçdaroğlu’nun CHP’de başkan olmadan önce yaptığı “Tunceli Harekatı” çıkışı da çok önemlidir. Onun ve Kürtçülerin “Dersim” dediği “Tunceli”deki Kürtçü isyanın bastırılması Kılıçdaroğlu’na göre katliamdır. Bunun failleri de katillerdir. Halbuki Tunceli harekatı bugün başında bulunduğu CHP’nin kurucusu Başbuğ Atatürk zamanında yapılmış ve harekatın planını da bizzat Atatürk yapmıştır. Planların çizildiği kağıtlar Trabzon’daki Atatürk Müzesinde hâlâ bulunmaktadır. Görüldüğü gibi Yeni CHP ve onun başkanı Atatürk’ü katil ilan etmiştir.

            PKK’nın uyuşturucu ticaretine engel olmaya çalışan ordumuza karşı çıkan herkes bizzat PKK tarafından afyonlanmış ve milli benliğinden uzaklaşmış zavallılardır. Türk milliyetçileri sapla samanın ayrımını her zaman bilebilecek bir ideolojik derinliğe ve siyasi namusa sahiptir.

            PKK’nın aleyhine olan her şey bizim lehimizedir. Türkçüler “Düşmanımın düşmanı dostumdur” anlayışını değil “Türk’e düşman olan düşmanımdır” anlayışını benimser.


Kurtkayaoğlu Kürşad 
 
E-posta : iletisim@turkcudergi.com
Facebook : www.facebook.com/Turkcudergi
Twitter : twitter.com/TurkcuDergi
İletişim : Tahılpazarı Mah. İsmetpaşa Cad. 2.Kantarcılar İşhanı No:52 D.26 Muratpaşa / Antalya
Türkçü dergi e-posta ağına kayıt olun !