Türkçü Dergi, Dergimiz Fikrimizdir!
 
CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ VE OY VERME GÖREVİ Tarih: 17-08-2014
 

Geçtiğimiz günlerde cumhurbaşkanını seçmek için bize verilen hakkı kullandık. Verilen oylar neticesinde Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı oldu ve millet tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı olma unvanını elde etti.

 

Burada bazı “demokrat” arkadaşların ortaya attığı “Cumhurbaşkanını millet seçemez, tekrar TBMM seçmelidir” fikrini tartışmayacağım. Sadece şunu söylemek ile iktifa etmeliyim; TBMM ne zaman partilerin atadığı isimleri zoraki seçmek dışında gerçek bir milletvekili seçimine şahit olur, o zaman cumhurbaşkanını millet mi seçmiş TBMM mi seçmiş tartışması önemsiz hale gelir. Biz bugün oy verdiğimiz partinin genel başkanı dışında milletvekili listesinde en üst sırada olan zata da zoraki olarak oy veriyoruz. Sürekli ileri demokrasi yolunda büyük adımlar attığı söylenen hareketlerin bu hususu göz ardı ettiklerini unutmayalım.

Hangi seçim olursa olsun, kimi seçersek seçelim, beğenelim yahut beğenmeyelim; tüm vatandaşların oy verme hakkı ve görevi mevcuttur. Üniversite mezununun da “dağdaki çobanın da “ bir oy verme hakkı vardır. Bu; haktan ziyade bir görevdir ve yerine getirilmeyen her yurttaşlık görevi gibi bir yaptırımının olması gerekir. “Ben demokrasiye inanmıyorum, demokratlara güvenmiyorum. Öyleyse oy vermem anlamsızdır.” yahut “Adayların hiçbirisi ilgimi çekmiyor, öylese oy vermiyorum” türü çıkışlar gereksiz bir tavır ortaya koyma idaresinden başka bir şey değildir. Üstelik, bu durumu marifetmiş gibi ilan etmek, bir adaya oy vermemiş olmakla övünmek de fevri bir davranışın ürünüdür. Ülkenin rejimini değiştirmek isteyen bir kişi, eğer silahlı bir harekete tevessül etmeyecekse ancak ve ancak o rejimin içine entegre olarak bunu başarabilir. Tıpkı bunun gibi, memnun olmadığın adaydan ve yönetimden kurtulmanın tek yolu onun alternatiflerinden ehven-i şer olanı seçmek ve onun kendi mizacına uymayan düşüncelerini sandık başında göz ardı ederek oyunu kullanmaktan geçer. Yoksa, sen veya ben oy vermeyince ne demokratik düzen değişir ne de seçimler geçersiz sayılır. Verilmeyen her oy, “seçime katılım oranında” ufak bir oran düşüklüğünden başka hiçbir işe yaramaz.

 

Bizim ehven-i şer anlayışımız nedir? Evvela Türk olma, daha sonra Türkçü olma… Bunlardan ikisine de sahip bir aday varsa onu, yoksa da Türk olan adayı destekleme Türkçünün görevidir. “Bu adayın görüşleri beni yansıtmıyor” diyenlerin aynada kendi siluetini bile görse beğenmeyecek kadar fikir bencilliği içine girmiş olduklarını düşünüyorum. Atsız, siyaseti sevmese bile 1930 mahalli seçiminden başlayarak tüm çok partili seçimlerde oy kullanmıştır. Bu durum onun ne Fethi Bey’e ne de Menderes’e hayran olduşu ile değil sadece İnönü karşıtlığı ile açıklanabilir. Atsız oy verirken bu düşünce içine girmiş ve oyunu bu istikamette kullanmıştır. Atsız’ın bu düşüncesini göz ardı edenlerce de verilmeyen her oyun kimin hanesine yazıldığı malumdur, siz gitmediğiniz için adınıza bir sandık görevlisinin oy verip vermediği de meçhuldür…

Vebali oy vermeyenlerin boynuna…

Kağan Bahadır


 
E-posta : iletisim@turkcudergi.com
Facebook : www.facebook.com/Turkcudergi
Twitter : twitter.com/TurkcuDergi
İletişim : Tahılpazarı Mah. İsmetpaşa Cad. 2.Kantarcılar İşhanı No:52 D.26 Muratpaşa / Antalya
Türkçü dergi e-posta ağına kayıt olun !