Türkçü Dergi, Dergimiz Fikrimizdir!
 
Atsız Bey'in Vasiyetnameleri/KAĞAN BAHADIR Tarih: 07-10-2014

Atsız bey’i ve düşüncelerini reddedenlerin, ona karşı olanların en çok kullandığı metin Atsız Bey’in Vasiyetnamesi olarak bilinen metindir. Zira bu metinde Atsız Bey’in, bir buçuk yaşındaki oğluna hitaben çeşitli ırkları sayarak bunların düşmanlarımız olduğu ve bu kadar çok düşmanla çarpışmamız için iyi hazırlanmamız gerektiği hususu vurgulanır ve “fazlasıyla” ırkçı bir metindir. Bu yazıda mümkün olduğu kadar vasiyetname konusunu aydınlatmaya çalışacağım.

Önce 4 Mayıs 1941 tarihli malum vasiyetnameyi okuyalım:

Yağmur Oğlum!

Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigâr olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol.

Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.

Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır.

Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır.

Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içer(de)ki düşmanlarımızdır.

Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.

Tanrı yardımcın olsun!

Nihâl Atsız
4 Mayıs 1941 ”

Vasiyetname yazmasına sebep olarak Almanların Trakya’ya yaklaşmasını ve yapılacak harbin kanlı ve sert olacağını düşünmesini gösteren Atsız, bu vasiyetin yalnızca milli ve siyasi düşünceler içerdiğini belirtmiştir. Aynı düşünceyle harbe ve vatana sempatiyle bakmaları için kendi dersinden kalan öğrencilerin sınıf geçmelerini sağlar ve bu düşüncesini diğer öğretmenlere de uygulatır.

Bu vasiyetnamenin yüzde yüz gerçek olduğu, vasiyetin muhatabı Yağmur Atsız’a göre meçhuldür. Yağmur Atsız, bu vasiyetnameden on üç – on dört yaşlarında Akis Dergisi’nde çıkan bir yazı üzerine haberdar olduğunu söylüyor ve bu vasiyetin Atsız Bey’in evi aranırken alındığını ve bir daha geri gelmediğini belirtiyor. Yağmur Atsız, ilgili konuyu anlattığı “Atsız’ın Vasiyetnamesi” başlıklı yazısında bu konu ile ilgili fikrini şöyle açıklıyor:

Fakat işin asıl ilginç tarafı bu “vasiyetname” diye yarım asırdan uzun süredir laklakıyâtı yapılan metnin Nihâl Atsız’a ait vasiyetname ile bir alâkası bulunmamasıdır!

Gerçi son tahlilde bu da bir “vasiyet”dir, zîrâ “Evlâdım, git o milletlerin hepsini tepele!” diyor.

Diyor ama “Oğlum Yağmur, vasiyetnâmeyi biraz önce bitirdim” cümlesiyle başlıyor!

Asıl vasiyetnâme olsa “bunu biraz önce bitirdim” diye mi başlar?” (1)

Yıllar sonra açılacak olan Turancılık Davası İddianamesi’ni esas alırsak Yağmur Atsız Bey’in karşı çıkışlarının kısmen doğru olduğu kanaatine varabiliriz. Nitekim iddianamede, evde bulunduğu belirtilen iki vasiyetname (eşi ve oğluna yazılan) delil olarak kabul edilmiş ve bu metinlerdeki bazı parçalar yer almıştır. Oğluna yazdığı vasiyetnamenin en az üç, eşine yazdığı vasiyetnamenin de en az iki sayfa olduğunu da iddianamedeki metne bakarak kabul edebiliriz. Örneğin, oğluna yazılan vasiyetnamede şu cümlelerin yer aldığı belirtiliyor:

Atsız Mecmua adında bir dergi çıkardım. Adeta hükümetle uğraşan tek bir insandım. Bu halimden dolayı beni Malatya’ya attılar.” (2)

Millet demek kan demektir. Onun için Türk ırkından gelmeyen insanlar bu toprakta doğmuş, Türkçe’den başka dil bilmeyen kimseler olsa dahi yine onlara inanma, Türkiye’ye en büyük kötülük Türk kanı taşımayan Türkleşmiş insanlardan gelmiştir. Onları yabancılardan daha kötü bil. Hele bunlar büyük mevkilere geçerse felakettir. Memleketin başına geçerse kendini ölüme atarak onu öldürmekten çekinme...” (3)

 

Eşine yazılan vasiyetnamede de, iddianameye göre, şu cümleler yer almaktadır:

Pek iyi biliyorsun ki, Cumhuriyet rejimi için en ufak rahatımı bile feda etmem. Okullarda oğlumuza yapılacak olan cumhuriyet propagandasını bütün varlığın ile önlemelisin. Oğlumuz nerede ve ne şekilde olursa olsun cumhuriyetin pespayelik demek olduğunu öğrenmelidir.” (4)

Turancılık Davası iddianamesinde, “Yağmur Oğlum” diye başlayan vasiyetname metnine dair bir ipucu bulunmamaktadır. Bu metne dair ilk ve en önemli tartışma 1962 yılında TBMM kürsüsünde yaşanmıştı. Milletvekili Osman Sabri Adal TBMM kürsüsünde bu vasiyetname metninden şöyle bahsediyor:

Muhterem arkadaşlar, size diğer bir vesikadan birkaç cümle daha okuyacağım: “Düşmanlarımız şunlardır... Ermeniler, Kürtler, Zazalar, Çerkesler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler, Çingeneler içerdeki düşmanlarımızdır. Bu kadar çok düşmanlarla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.”

Şimdilik bu kadar kâfi.

Muhterem arkadaşlarım, Türk Gençliğine kendilerini vatanperver ve gerçek milliyetçiler olarak tanıtan insanların fikirleri emelleri tasavvurları...

İşte İkinci Dünya Harbinde ölüm kalım savaşı veren bir milletin en buhranlı anlarında Devlet varlığını ve millet birliğini arkadan vurmak isteyenlerin hakiki düşünceleri...”

Adal’ın bu konuşması üzerine söz alan Gökhan Evliyaoğlu ise şu sözleri tarihe kaydetmiştir:

Şimdi, benden evvel konuşan arkadaşımız da, imzasını açıklamaktan çekindikleri bir acayip mektupla, mensubu olduğum gazetenin neşriyatından dolayı şahsıma hücum etmek istediler. Ben böyle bir makaleyi ne görmüş ve ne de okumuş durumdayım. Mukavele sahibi Alparslan Türkeş'in hâtıralarına ait tefrikalarının gazetede çıkması da benim mesul olmamı icap ettirmez. Kendileri kadar yaşlı olmadığım yaşlı hatibin bunları idrak etmesi icap etmez mi?”

Adal’ın bu sözlere cevabı da şöyle olmuştur:

Muhterem arkadaşlarım; sizlerin müsaadesi ile izin verirseniz isimleri vereyim. (Ver sesleri) Nihâl Atsız. Son Havadis ve Yeni İstanbul gazetelerinde tefrika yazıları yazan bir zattır. Bunun mektupları Devlet arşivlerinde mevcuttur. Diğer zat, hâtırat muharriri ise Yeni İstanbul Gazetesinde Alparslan Türkeş'tir. Onunla münasebetleri devam etmektedir. Sizleri tenvir etmek ve belki Türk gençliğinin ulviyetini istismar edenler olur diye Türk gençliğini, genç ordu mensuplarını tenvir edeyim düşüncesiyle bu açıklamayı yaptım.”

07.03.1962 tarihli Milliyet Gazetesi'nde yer alan habere göre Adal, mektupların kopyalarını basın mensuplarına vermiştir. Gazetecilere konuşan Adal; “Nihâl Atsız'ın “Rejimimizle, Atatürk ve Cumhuriyet rejimi hakkında derhal Türk milletine ve gençliğine ne düşündüğünü açıklamasını” teklif eder. Osman Sabri Adal'ın Milliyet Gazetesi'ne yaptığı açıklama şöyledir:

Mektup sahibi Nihâl Atsız dün mektupları tamamen inkâr etmekte ve mektuplardaki beyanların baştanbaşa yalan ve uydurma olduğunu ifade etmektedir.

Atatürk rejimine ve teşkilat-ı esasiye nizamına aykırı ve Türk cemiyetinin hukuki ve siyasi nizamını temelinden değiştirmeye matuf hareket ve faaliyetlerinden dolayı 1944 yılında örfi idare kumandanlığınca kanuni takibata uğrayanlar arasında bulunan Nihâl Atsız'ın o zaman elde edilen ve örfi idare zabıtlarına da geçen ifadelerinde bu mektuplar muhteviyatı mevcuttur.

Yalan ve uydurma diye adlandırdığı kendi elyazısı ile olan (biri eski harflerle, ikincisi yeni harflerle olan) mektupların, Atatürk, İnönü ve T.B.M.M. İle Cumhuriyet rejimini tahkir eden pasajlarının fotokopilerini veriyorum. Bu birinci mektup eski harflerle o zaman öğretmen olan ve şimdi de iki seneye yakın Almanya'da talebe müfettişi olarak çalıştığını öğrendiğimiz, eşi Bedriye'ye aittir.

İkinci mektup yeni harflerle, o zaman bir buçuk yaşında olan oğlu Yağmur'a hitap edilmiştir. Büyüdüğü zaman bu mektuptaki prensiplere harfiyen uymasını istemektedir ve Türkiye'de yaşayan ve Anayasamıza göre Türk olan vatandaşlarımızı; Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut, Boşnak vesair gibi ayırmalarla memleketi parçalamaya götüren fikirleri ihtiva etmektedir.

Bu izahattan da anlaşılacağı üzere bu mektuplar ne uydurma ve ne de yalandır. Bir hakikattir.” (5)

13 Nisan 1962’de çıkan Millî Yol’un 12. Sayısında Nejdet Sançar, Osman Sabri Adal’a cevap vermiştir. “Türk Umumî Efkarına Bildiri: 1” başlıklı yazıda Sançar, Adal’ın o dönem Emniyet Umum Müdürü olduğunu hatırlatarak; “Osman Sabri Adal, 1944’de İçişleri Bakanının emrini gereği ile yerine getirmemiş ve Türkçülere yapılan, insanlığın yüz karası işkenceleri örtbas etmek istemiştir” (6) diye yazmıştır.

Nejdet Sançar, Osman Sabri Adal’ı haksız çıkaracak sorular sormaya devam ediyordu. Millî Yol’un 16. Sayısında “Osman Sabri Adal Yenilgiyi Kabul Etti” başlıklı bir yazısı yayınlanan Sançar, Adal’ın daha evvel sorduğu birçok soruya yanıt veremediğini belirterek vasiyetname ile ilgili şu soruları soruyordu:

Meseleyi, çevresindekilere ne şekilde izaha çalışırsa çalışsın, ortada hiçbir sebep yokken bir insanın vasiyetnamesinin açıklanmasını, vicdanlara iyi bir hareket olarak kabul ettiremez. Vasiyetname, bir insanın mahrem fikirleri demektir. Bu mahrem fikirler, ancak sahibinin ölümünden sonra ve vasiyetnameyi açmaya yetkili kimse veya kimseler tarafından bilinir ve öğrenilebilir. Bu sebepten Osman Sabri Adal, Atsız’ın, 1941’in tehlikeli günlerinde eşi ve oğlu için yazmış olduğu vasiyetnamenin bâzı parçalarını gazeteler vasıtasiyle açıklamakla çok büyük ayıp etmiştir. Bu büyük ayıbı şahıs ve zümre çıkarma dayanan particilik düşüncesiyle yapması ise ikinci bir ayıptır.

Sonra kendisinin bu vasiyetnamenin fotokopilerini nereden elde etmiş olduğu da düşünülecek bir meseledir. Çünkü bu fotokopilerin, Turancılık dâvası dosyasında olması lazımdır. 1944'te Savcı Kâzım Alöç, bu fotokopileri bizlere göstermişti. Ve, “Aslı dosyada varken bunlara ne lüzum var?” sorusuna da, malûm boşboğazlığı ile, fotokopilerin Cumhurbaşkanına gösterileceği ve sonra dosyaya konacağı cevabını vermişti. Bu duruma göre, Osman Sabri Adal, 1944 kepazeliğine ait dâva dosyasında bulunması gereken bu fotokopileri nasıl elde etmiştir?” (7)

Bu uzun münakaşadan anladığımız üzere, Nihâl Atsız’ın kardeşi Nejdet Sançar, Atsız Bey’in “Yağmur Oğlum” diye başlayan vasiyetnamesinin ona aitliğini kabul eder. Fakat “bazı parçalarını” diyerek vasiyetnamenin tam metninin bu kadar olmadığını da belirtir. Belki bir gün bir yerlerden, tozlu raflardan bu vasiyetnamelerin tam metnini Atsız Bey’in el yazısı ile bulma imkânına kavuşuruz. Bakalım ilerleyen günlerde bu konu hakkında bir gelişme olacak mı?

 

1)http://haber.stargazete.com/yazar/atsizin-vsiyetnmesi/yazi-634487

2) Suver, Akkan, Nihal Atsız, (1979) Su Yayınları, s:58

3) Suver, Akkan, Nihal Atsız, (1979) Su Yayınları, s:59

4) Suver, Akkan, Nihal Atsız, (1979) Su Yayınları, s:63

5) Milliyet Gazetesi Arşivi

6) Sançar, Nejdet (1962), Türk Umumî Efkarına Bildiri: 1, Millî Yol Dergisi S:12

7) Sançar, Nejdet (1962), Osman Sabri Adal Yenilgiyi Kabul Etti, Milli Yol Dergisi S:16

KAĞAN BAHADIR

 
 
E-posta : iletisim@turkcudergi.com
Facebook : www.facebook.com/Turkcudergi
Twitter : twitter.com/TurkcuDergi
İletişim : Tahılpazarı Mah. İsmetpaşa Cad. 2.Kantarcılar İşhanı No:52 D.26 Muratpaşa / Antalya
Türkçü dergi e-posta ağına kayıt olun !