Türkçü Dergi, Dergimiz Fikrimizdir!
 
20. YÜZYILDA TÜRK'ÜN KIRBACI:ABDULLAH ÇATLI Tarih: 03-11-2014
 
Günümüzde en fazla tartışılan kişilerin başında gelen şahsiyetlerden biri hiç şüphesiz Abdullah Çatlı’dır. Çatlı için “kendi menfaatine çalıştı ve vatan millet adını yapıyorum diyerek kendi kesesini dolduran bir mafyadır” diyen de vardır, “bir kahramandır, milleti için çarpışan büyük bir Türk’tür” diyen de vardır. Ben burada Çatlı’nın gerçekleştirdiği eylemleri yazarak onun ardındaki nedenleri aktarmaya çalışacağım.
 
Çatlı hakkında yerli veya yersiz bir sürü teori ileri sürülmüştür. Hatta genel kanı olarak yaptığının sadece birkaç bomba patlatmak olduğunun bile sanılması söz konusudur. Peki, gerçek bu mudur?  Şimdi Çatlı’nın Asala konusunda yaptığı eylemlere göz atalım;
 
•   14 Kasım 1982: Hollanda/Utrecht, Nubar Yalımyan`ın öldürülmesi.
•    22 Mart 1983: Fransa/Paris, Ara Toranyan`ın otosuna bomba konulması (bomba patlamadı).
•    03 Temmuz 1983: Fransa/Paris, Ara Toranyan’ın babasının emlak dükkânına bomba konulması (bomba patlamadı), Ermeni kitapevinin bombalanması.
•   07 Temmuz 1983: Hollanda/Hengelo Suriz, Ermeni Kahvesinin taranması.
•   08 Temmuz 1983: Hollanda Enschede, Ermeni Gençlik Örgütü ve lojmanlarının kundaklanması.
•   27 Temmuz 1983: Fransa/Alfortville, Ermeni Kültürevi ve ASALA`nın basın bürosunun bombalanması.
•   28 Temmuz 1983: Fransa/Paris, Ermeni Kültürevi Radyoevi ve basın bürosunun bombalanması.
•   06 Aralık 1983: Fransa/Paris, Ara Tornayan`ın otosuna ikinci bombanın konulması.
•   17 Mart 1984: Fransa/Marsilya Ermeni Gençlik örgütü binasının bombalanması.
•   01 Mayıs 1984: Fransa/Paris, Henry Papazyan’ın otosuna bomba konulması (bomba patlamadı).
•   04 Mayıs 1984: Fransa/Alfortville, Ermeni Anıtı, Ermeni Gençlik Örgütü binası, spor salonu ve Karakol ile itfaiye binasının bombalanması.
•   24 Haziran 1984: Fransa/Paris, Ermeni Gençlik Yurdunun bombalanması.
•   25 Kasım 1984 Fransa/Salle Pleyel, 16 Ermeni örgütünün yaptığı konser salonunun bombalanması.
•   05 Aralık 1985: Ermeni bir şahsın öldürülmesi.
•   15 Aralık 1985: Fransa Lyon, Hayk Değirmencioğlu`nun öldürülmesi.
 
Bu eylem listesi Susurluk raporunda da geçmektedir. Devlet sırrı olduğu gerekçesi ile saklanmıştı ama daha sonra Ergenekon iddianamesine eklendiği için haberimiz oldu. Tabi bunlar yalnızca Asala ile ilgili olanlar. Bunun dışında da kendisinin bulaştığı eylemler söz konusudur.
 
Susurluk dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı olan Kutlu Savaş, Susurluk olayının başlangıcı ile ilgili şunları söylemekteydi;
 
“Susurluk olayının başlangıcı belki de zamanın Başbakanı Çiller'in bir cümlesinde gizlidir. ‘PKK'ya yardım eden işadamlarının listesi elimizde’ diyordu. Sonra da infazlar başladı. İnfazların kararını kim veriyordu?
 
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da zemin çok daha kaygandı. İtirafçılar, korucular, aşiret reisleri zaten karmaşık bir yapı oluşturuyorlardı. PKK'lı teröristle sade vatandaşı ayırt edecek açık bir ölçü bulmanın güçlüğü ilave edilince, o bölgede vatanı için canını riske sokan polis - asker gençlerimizin yaşadığı zorluğu anlamak kolaylaşacaktır.
 
Bölgede yıllardır devam eden mücadele ve PKK saldırıları batı bölgelerinde dahi genişleyen bir tepki yaratırken, olağanüstü hal bölgesinde yaşayanların ve PKK ile mücadele eden devlet güçlerinin tepkisini, öfkesini ve bazı şedit davranışlarını anlamak ve mazur görmek mümkündür. Hatta zaruridir.”
 
Mehmet Ali Yaprak Olayı
 
İşte bu iş adamlarından biri olan Mehmet Ali Yaprak isimli bir krt’ün kaçırılması, sorgulanması gerçekleştirildi. Yaprak Holding’in sahibi olan bu krt, esasında bir çete reisidir. Kendisinin ayrıca PKK ile bağları olduğu ve destekte bulunduğu bilinen bir gerçektir. Bunun yanı sıra uyuşturucu ticareti de yapmaktadır. Bu şahısın kaçırılması ve sorgulanması, kendisine belli bir ceza kesilerek para alınması söz konusudur.
 
Bilindiği üzere bu tür operasyonlar yapmak ciddi bir maddi güç gerektirir. Bu yüzden de bir terörist’in malına el koyulması, ülke menfaatleri için kullanılması kanımca doğru bir yoldur. Bunu dünya üzerindeki hemen her devlet içindeki operasyonel yapıların yaptığı bilinen bir gerçektir. Kaldı ki CIA gibi teşkilatların uyuşturucu ticareti yaptıklarını, operasyonların gerçekleşmesi için bu yolla para temin ettiğini de biliyoruz. Bu açıdan bakıldığında Çatlı’nın yaptığı oldukça masumane bir şeydir. Diğer taraftan da örgüt ve bağlantılarının öğrenilmesi için sorgulanılması ise doğru ve yerinde bir adımdır.
 
Ömer Lütfü Topal Cinayeti
 
Yine Çatlı’nın adının geçtiği bir olay da krt Ömer Lütfü Topal cinayetidir. Topal, kumarhaneler kralı olarak bilinirdi. Geçmişinde ise tombalacılıktan gelmeydi. 1978 – 1981 yılları arasında Belçika’da ve 1981 – 1984 yılında ise Amerika’da uyuşturucu kaçakçılığından hapis yattı. Daha sonra kaçak kumarhaneler işleterek yoluna devam etti. 1990 yılında Caddebostan üstünde büyük kulübünü açtı ve işletmeye başladı. Bu arada İsrailli dostları ile ortaklı kurdu ve Emperyal Şirketler grubunu oluşturdular. Artık Topal yılda 1,1 Milyar Amerikan Doları kazanan bir adam olmuştu, menkul ve gayr-i menkulleri ise bunun dışındadır!
 
Topal, Yurt içinde ve dışında gazino işletmeciliği, seyahat acentalığı, sigorta, menkul değerler aracılığı, döviz alım - satımı, gıda, enerji, petrol, inşaat ve sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren çok sayıda şirketin de kurucusu ve sahibidir.
 
Bunun yanı sıra bir önemli ticareti daha vardır, bu da uyuşturucu ticaretidir. Sahibi olduğu kumarhane ve diğer işletmeleri ile uyuşturucu parasını yasallaştırmakta ve sisteme entegre etmekteydi. Tabi PKK bağlantısını da unutmamak lazım.
 
Diğer Türk cumhuriyetlerinde de faaliyet yürütmekteydi ve Bakü, Kıbrıs, Türkmenistan gibi yerlerde kumarhaneleri de mevcuttu. Azerbaycan’da ise ilginç bir işbirliği söz konusu idi. Haydar Aliyev o dönemde hayattadır ve oğlu İlham’ın ise Topal’a 500 bin dolar kumar borcu vardır. Aralarında yapılan bir anlaşma sonucu Bakü’de yapılmakta olan konukevi projesi değiştirilerek otele dönüştürülmüş ve bitişiğine de kumarhane konduruluvermişti. Tabi ki işletmecisi ve sahibi Topal’dı ama İlham’da gizli ortaktı! Görüldüğü gibi oldukça kuvvetlidir Topal.
 
Topal cinayetinin ile ilgili Susurluk Raporunda ise şu ifadeler yer almaktadır;
 
“Ömer Lütfi Topal, yüzlerce milyar liralık gelir elde etme imkânına kavuşarak belli bir dönemde devlete sızma ve rüşvet vererek iş yaptırma seviyesinden, kamu görevlilerine artık emir verme seviyesine yükselirken öldürülmüştür. Böylece Cumhuriyet tarihinin; polisten, jandarmadan, yargıdan korkmayan ilk Amerikan tipi mafyalaşma süreci yarım kalmıştır.”
 
Bakınız burada Topal’ın öldürülmesinin ne kadar önemli ve gerekli olduğu aslında ortaya çıkmış. Topal’ın öldürülmesi için haraç mevzusu öne sürülse de zaten kendisinden kopartılan paraların varlığının ortada olmasından dolayı mantıklı olanın devlet için ve millet için tehlikeli bir konuma geldiğinden öldürüldüğü fikrini düşündürüyor.
 
Behçet Cantürk Cinayeti
 
Babası krt anası ermeni olan Cantürk, 1975 TKP (Türkiye Komünist Partisi)güdümündeki İGD (İlerici Gençlik Derneği) içerisinde faaliyetlere başladı. Bu dönemde bazı uyuşturucu kaçakçıları ile iletişime geçti. Askere gitmemek maksadı ile rüşvetle çürük raporu aldı.
 
1977 yılına gelindiğinde ise silah kaçakçılığına da başladı. 1978 yılında ise kendisinin de üye olduğu DDKD (Devrimci Doğu Kültür Dernekleri) için maddi destek, silah, bomba, mühimmat sağlamaya başladı.
 
1979 yılında ise Bulgaristan üzerinden PKK’ya silah ve mühimmat sağlama işine başladı. 1979 yılında Suriye’de Asala örgütü ile temas kurdu ve DDKD ile Asala’yı ortak hareket etme konusunda birleştirdi. Bunları da uyuşturucu ticaretinde kullandı.
 
1981 yılında ise altın ve pırlanta kaçakçılığına başladı. 1984 yılında PKK üyesi olduğu için dönemin sıkıyönetim mahkemesinde tutuklandı. Mart 1993 ayı itibarıyla Akdeniz'de batırılan Kısmetim 1 gemisinde bulunan 3 ton uyuşturucuya Hüseyin Baybaşin ile ortak olduğu, PKK'ya para toplanmasında kaçakçılar ile örgüt arasında aracılık yaptı, Nisan 1992 tarihinde İranlı Hüsno adlı şahıs ile birlikte Pakistan'dan Türkiye'ye 6 ton bazmorfin ve 5 ton esrar getirdi.
 
Ve 14 Ocak 1994 yılında Çatlı ve ekibi tarafından kaçırılarak öldürüldü. 1 gün sonra cesedi Sapanca civarında bulundu. Görüldüğü gibi bu konuda da Çatlı’yı kimse menfaat için öldürdü diyemez.
 
Azerbaycan’da Darbe Girişimi
 
Çatlı’nın adının geçtiği diğer bir organizasyonda Azerbaycan’da darbe girişimidir. O dönem başta bulunan Haydar Aliyev’e karşı Ebulfez Elçibey’i iktidara getirecek bir darbe planlamıştı. Aliyev bilindiği gibi KGB devşirmesidir, politikalar açısından da bugün oğlu babasını aratmamaktadır. Elçibey ise Türklüğe verdiği önemle tanınan ve saygın, milliyetçi biridir. Türk milletinin faydasına olması niyeti ile milli bir darbe planlanmıştı ve her şey mükemmel işlemekteydi fakat o dönem Cumhurbaşkanımız olan Süleyman Demirel’in Aliyev’e haber vermesi sonucunda bu planda suya düştü ve milli bir hükümetin gelmesi engellendi.
 
Değerlendirme
 
Esasen Çatlı’nın yaptıkları bu kadar da değildir. Ben sadece yaptıklarının bir kısmını aldım. Aksi halde bunları anlatmak için kitap yazmam gerekirdi. Yukarıda yapılan işleri menfaat için yapılığı söylense de esasında menfaat elde etmenin milyonlarca zararsız ve daha adi işler yaparak elde edilebileceğini hepimiz biliyoruz. Eğer Çatlı bunları sırf çıkar için yapıyor olsa idi öldürdüklerinin içinde normal vasıflı insanlarında olması icap ederdi. Ama yaptığı eylemlerin bütününe baktığınızda Türk milleti için zararlı kişilerin temizlenmesi söz konusudur.
 
Yukarıda açıklanan bazı eylemlerinin niteliği de çıkar elde etmeye çalışan birinin yapacağını düşünmek oldukça saçma bir durumdur. Kelle koltukta yaşayan birinin, hayatını Türk milletine hizmet etmek için vakfetmiş birinin bu derece küçültülmesi, emeklerinin heba edilmesi üzücü bir durumdur. Çatlı her zaman devletin ve milletin varlığı için elinden geleni yapmıştır. Bu konuda Korkut Eken’in de samimi itiraflarda bulunarak devletin kolunun uzanamadığı yerlerde istihbarat ve operasyon yaptığını, faydalı işler yaptığını da belirtmiştir.
 
Çatlı’ya en büyük saldırı nedeni ise Mit’in eski yöneticilerinden Mehmet Eymür’dür. Kendisi şu anda Amerika’da bulunmakta ve devlet sırlarını ifşa etmekten hakkında tutuklama kararı olduğu içinde ülkemize gelememektedir.
 
Eymür, Çatlı’ya düşmandır ve karalamak için belge ve bilgi uydurmaktadır. Hamisi olan Çerkez Hiram Abas ve CIA İstasyon Şefi Duane Clarridge ile kafa kafaya verip işler çeviren bu arkadaş, ilişkili olduğu kişilerden dolayı milli karaktere sahip kişileri gözden düşürmek için çalışmaktadır. Aynı saçmalıkları bugün gündem de olan Ergenekon davasında da yapmaktadır. 3 defa MİT’ten kovulmuş olduğunun da altını çizeyim.
 
Çatlı’nın yaşamına nereden bakarsak bakalım hayatını Türkler için feda etmiş, ölümleri göze almış, ailesini tehlikeli bir yaşamın içine sürüklemiş, cesaret, fedakârlık, vatan ve milliyetperverlik gibi hasletleri kendinde bulunduran gerçek bir dava adamıdır. Bugün Çatlı’nın yapabildiklerini yapabilecek insan sayısı bir elin parmağını geçmez, geçeceğini düşünen var ise kendisinin bu durumda ki tutumlarını, ailesini tehlike içinde bulundurmak isteyip istemeyeceğini, sıkıntılara, karalamalara vb. durumlara göstereceği tepkiyi ölçerek bunu anlayabilir. Bu yüzden onu karalayan, ne yaptı ki? Diye düşünen insanların tutumlarını bir kez daha gözden geçirmesi ve bu kahramanı farklı bir gözle bakması ve yiğidin hakkını yiğide teslim etmesi gerekmektedir.
 
Yüce Türk Tini Şad Olsun…

Ferhat Sarıkaya
 
E-posta : iletisim@turkcudergi.com
Facebook : www.facebook.com/Turkcudergi
Twitter : twitter.com/TurkcuDergi
İletişim : Tahılpazarı Mah. İsmetpaşa Cad. 2.Kantarcılar İşhanı No:52 D.26 Muratpaşa / Antalya
Türkçü dergi e-posta ağına kayıt olun !